SÖZLÜK
abartma:
Anlatımı etkili kılmak amacıyla bir duyguyu, düşünceyi veya olayı olduğundan
büyük ya da küçük gösterme; mübalağa.
ağız:
Bir dilin veya lehçenin daha küçük yerleşim bölgelerinde yazı diline oranla
birbirinden az çok ayrılan konuşma biçimleri. Örnek, İstanbul ağzı, Aydın ağzı,
Anadolu ve Rumeli ağızları vb.
ahenk:
Uyum. Şiirde/düz yazıda cümle, kelime ve seslerin belli bir düzen içinde
verilmesi veya tekrar edilmesiyle ortaya çıkan ses akışı, müzikalite. Şiirde
ahenk; ses benzerlikleri, ritim, ölçü vb. unsurlarla sağlanır.
akıcılık:
Bir konuşma veya yazının anlam yönünden anlaşılır, söyleniş yönünden hiçbir
engele takılmayan bir doğallıkta olması.
ana
duygu: Bir edebî metnin geneline yayılan ve temayı besleyen sevinç, mutluluk,
üzüntü gibi temel duygular.
ana
düşünce: Bir yazı veya konuşmada çeşitli yardımcı düşüncelerle desteklenen ve
metnin tamamında verilmek istenen düşünce; ana fikir.
anahtar
kelime: Bir cümlenin veya sözün yansıtmak istediği anlam için en büyük ipucunu
veren ana kavram, kelime.
anlatıcı:
Bir olayı anlatan, aktaran kişi; olay anlatımına dayalı metinlerde olayları,
kişileri, mekânı okura anlatan kişi. Bu tür metinlerde üç tür bakış açısından
söz edilebilir: İlâhî bakış açısı, kahraman anlatıcının bakış açısı ve gözlemci
bakış açısı. İlk bakış açısındaki anlatıcı, olayların gelişiminden,
kahramanların neler düşündüklerine kadar her şeyi bilir. Kahraman anlatıcı,
anlatıcının bildikleri kahramanın bildikleri kadardır. Gözlemci bakış açısında
ise anlatıcı tarafsız bir gözle olayları veya durumları anlatır. Dolayısıyla
metnin yazarı her zaman olayları anlatan kişi değildir, çünkü yazar, anlatımı
bir anlatıcıya devredebilir.
anlatım
tutumu: Bir yazarın kişi, olay veya durumlara karşı takındığı tavır. Bu tutum,
eleştirici, sorgulayıcı, tahlil edici, tasvir edici, ironik
vb. yaklaşımları beraberinde getirir.
anonim:
Yazanı veya söyleyeni belli olmayan, halka mâl olmuş mâni, türkü, bilmece,
atasözü vb. türler.
bağlam:
En az iki kelimenin bir araya gelmesiyle oluşan anlam birliği. Kelimeler veya
ifadeler farklı bağlamlarda değişik anlamlar içerebilir.
bakış
açısı: Bir olayı veya durumu değerlendirme yönü, yöntemi. Olay
anlatımına dayalı türlerde (hikâye, roman, masal vb.) olay, mekân ve kişilerin
kimin tarafından görüldüğünü ve anlatıldığını belirten kavram; perspektif. Bakış
açısı kavramı ‘anlatıcı’ kavramı ile beraber değerlendirilir.
basmakalıp: Herkesçe çok iyi bilinen ve bu sebeple de hiçbir çarpıcılığı,
özgünlüğü olmayan cümle veya ifade.
beden
dili: İnsan vücudunun çeşitli hareketlerinden oluşan ve genellikle de bulunulan
duruma karşı verilen olumlu veya olumsuz tepkilerin bütünü.
benzetme:
Bir konuşma veya yazıda bir varlığı, olayı ve durumu daha etkileyici göstermek
amacıyla, onların kendinden güçlü veya zayıf bir varlıkla, durumla, olayla
anlatılması.
beyin
fırtınası: Fikir üretmek, geliştirmek ve karar almak için kullanılan herkesin
katılımının sağlandığı, fikirlerin özgür bir şekilde ortaya konulduğu yaratıcı
düşünme tekniği.
boğumlama:
Boğazdan çıkan sese konuşma organlarınca biçim verilmesi.
çağrışım:
Bir söz, durum veya olayın insanın zihninde canlandırdığı her türlü unsur.
çatışma:
Bir metindeki kişinin veya kişilerin herhangi bir uyumsuzluk, anlaşmazlık
nedeniyle insanlarla, doğayla ters düşmeleri. Hikâye, roman ve masal gibi
türlerde çatışma itici bir güçtür, olaylar ancak bu çatışmaların sonuca
bağlanmasıyla sona erer.
çelişki:
Uyumsuzluk, tutarsızlık. Bir metinde geçen cümlelerle onları
izleyen ifadelerin anlam veya bilgi bakımından aykırı olması.
didaktik:
Öğretici.
dolaylı
anlatım: Başkasına ait bir sözü, kişinin kendi ifadesiyle aktarması. Atatürk’ün
“Öğretmenler, gelecek nesil sizin eseriniz olacaktır.” sözü doğrudan/dolaysız
bir anlatımken “Atatürk, gelecek nesillerin öğretmenlerin eseri olacağını
söylemiştir.” cümlesi dolaylı bir anlatımdır.
drama:
Oyunlaştırma.
durak:
Konuşmada veya okumada anlamın daha anlaşılır ve etkileyici olması için gerekli
yerlerde verilen kısa ara.
eksiltili
cümle: Yüklemi söylenmemiş cümle. Okur, bu tür yüklemleri cümlenin akışından
anlar ve zihninde tamamlar. Örneğin; Masanın üstünde kitaplar, yanında da eski
dergiler...
epik:
Kahramanlıkla ilgili, destana ilişkin, destana özgü.
fabl:
Hayvan, bitki veya cansız varlıklar arasında geçen hayalî olayları konu edinen
hikâyeler.
gönderme:
Atıf. Bir kavramın veya sözün hatırlattığı kişi, durum veya
olay.
görsel
unsur: Resim, fotoğraf, karikatür, çizim, görsel tasarım gibi tamamen görmeye
dayalı ögeler.
ipucu:
Bir sorunu çözmede yardımcı olan veya yol gösteren işaret ve simgeler. Metin
bağlamında düşünüldüğünde, anlamın/olayların çözümlenmesine yardımcı olan
sözler veya ifadeler.
ironi:
İnce alay. Anlatımda kelimeleri, zıt anlamlarını ifade edecek şekilde
kullanarak söze konu edilen kişi, durum veya olayın alaya alınması.
kaynak:
Herhangi bir bilgi, haber, görüntü, ses gibi uyaranların çıkış noktası.
konuşma
dili: Çeşitli söyleyiş özellikleri olan ve yazı dilinden farklı olan dil.
kurgulanmış metinler: Kurmaca. Giriş, gelişme, sonuç gibi unsurları ile şahıs ve
varlık kadrosu, mekân ve zaman gibi ögeleri yazar
tarafından belirlenen, hayal gücüne dayalı edebiyat metinleri.
materyal:
Eğitim ve öğretim etkinliklerinde kullanılacak yazılı, görsel, işitsel vb.
malzemeler.
olay
örgüsü: Olay anlatımına dayalı metinlerdeki olayların bütünü; vak’a. Olay örgüsü kavramı, “olay” kelimesinden farklı
olarak yalnızca edebiyat eserlerinde karşımıza çıkar, oysa günlük hayatta pek
çok olayla karşılaşılabilir.
örtülü
anlam: Bir cümlenin anlamından çıkarılabilecek diğer anlamlar, ifadeler.
Örneğin, “Toplantıya Ali de katıldı.” cümlesinden çıkarılabilecek “Toplantıda
Ali’den başkaları da vardı..” sözü örtülü bir şekilde
yer alır.
pastoral:
Kır yaşantısını ve özellikle çobanların aşk ve yaşayışlarını anlatan şiir türü.
ritim:
Bir düz yazı veya şiirde çeşitli tekrarlarla sağlanan akış, müzikalite.
satirik:
Eleştirel, yergici.
söz
sanatları: Anlatımı etkili kılmak amacıyla kelimelerin sanatlı kullanımları.
Benzetme, abartma, kişileştirme vb.
söz
varlığı: Bir dilde var olan kelime, deyim, atasözü ve diğer sözlerin
oluşturduğu bütün.
sözün
ezgisi: Bir kelime, cümle veya ifadenin doğru telâffuzunu ve vurgusunu
sağlayacak olan duraklama, boğumlama gibi söylenişe yönelik unsurların bütünü.
sunum:
Herhangi bir konunun görmeye veya duymaya dayalı ögelerden
de yararlanılarak bir ortamda dinleyicilere aktarılması.
şahıs
kadrosu: Olaya dayalı metinlerde, olayların gelişiminde herhangi bir rolü
bulunan kişilerin tümü.
taslak:
Herhangi bir çalışmayı/ürünü ana çizgileriyle, çeşitli bölümleriyle belirten ön
çalışma.
tema:
Bir metindeki olaylardan, çatışmalardan veya konuşmadaki ifadelerden
çıkarılabilecek kavram, duygu. Bir metindeki sonucun en kısa ifadesi.
tutarlılık: Duygu, düşünce, hayal ve tasarıların mantıksal bir akış içinde
birbirine bağlanması; cümlelerde bilgi veya anlam bakımından herhangi bir
aykırılığın bulunmaması.
varlık
kadrosu: Bir metinde geçen varlıkların, nesnelerin tümü.
vurgu:
Konuşma/okuma sırasında bir kelime veya hecenin diğerlerine oranla daha baskılı
söylenmesi, okunması.
yazı
dili: Bir lehçe veya ağız üzerine kurulan ortak dilin yazıda kullanılması
sonucunda ortaya çıkan dil.
zihin
haritası: Anlamanın daha hızlı ve kolay olması için anahtar kelime, kavram ve
cümlelerle oluşturulan grafik.