(Noktalama İşaretlerine Geri Dön)
Virgül ( , )
1. Birbiri ardınca sıralanan eş
görevli kelime ve kelime gruplarının arasına konur:
Fırtınadan,
soğuktan, karanlıktan ve biraz da korkudan sonra bu sıcak, aydınlık ve sevimli
odanın havasında erir gibi oldum.
(Halide
Edip Adıvar)
Sessiz dereler,
solgun ağaçlar, sarı güller
Dillenmiş
ağızlarda tutuk dilli gönüller
(Faruk
Nafiz Çamlıbel)
Zindana
atılan mahkûmlar gibi titreşerek, haykırarak geri geri
kaçmaya
uğraşıyorduk.
(Hüseyin Rahmi Gürpınar)
2. Sıralı cümleleri birbirinden
ayırmak için konur: Bir varmış, bir yokmuş.
Umduk,
bekledik, düşündük.
(Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
Fakat yol
otomobillere yasak olduğundan o da herkes gibi tramvaya biner, kimse kendisine
dikkat etmez.
(Falih
Rıfkı Atay)
3. Cümlede özel olarak vurgulanması
gereken ögelerden sonra konur:
Binaenaleyh,
biz her vasıtadan, yalnız ve ancak, bir noktainazardan istifade
ederiz.
(Mustafa Kemal Atatürk)
4. Uzun cümlelerde yüklemden uzak düşmüş
olan ögeleri belirtmek için konur:
Saniye
Hanımefendi, merdivenlerde oğlunun ayak seslerini duyar duymaz, hasretlisini
karşılamaya atılan bir genç kadın gibi, koltuğundan fırlamış ve ona kapıyı
kendi eliyle açmaya gelmişti.
(Yakup
Kadri Karaosmanoğlu)
5. Cümle içinde ara sözleri ve ara
cümleleri ayırmak için konur:
Şimdi,
efendiler, müsaade buyurursanız, size bir sual sorayım.
(Mustafa
Kemal Atatürk)
6. Anlama güç kazandırmak için
tekrarlanan kelimeler arasına konur:
Akşam,
yine akşam, yine akşam,
Göllerde
bu dem bir kamış
olsam!
(Ahmet Haşim)
Kopar
sonbahar tellerinden
Derinden,
derinden, derinden
Biten
yazla başlar keder musikisi
(Yahya
Kemal Beyatlı)
7. Tırnak içinde olmayan aktarma
cümlelerinden sonra konur: Datça'ya yarın gideceğim, dedi.
Şehirde
ilk önce hükûmet doktoruyla karşılaştım.
–
Bugünlerde başımı kaşımaya vakit bulamıyorum, dedi.
(Reşat Nuri Güntekin)
8. Konuşma çizgisinden önce
konur:
Bahçe
kapısını açtı. Sermet Bey’e,
– Bu
anahtar köşkü de açar,
dedi.
(Ömer
Seyfettin)
9. Kendisinden sonraki cümleye bağlı
olarak ret, kabul ve teşvik bildiren hayır, yok, evet, peki, pekâlâ, tamam,
olur, hayhay, başüstüne, öyle, haydi, elbette gibi
kelimelerden sonra konur: Peki, gideriz. Olur, ben de size katılırım. Hayhay,
memnun oluruz. Haydi, geç kalıyoruz.
Evet,
kırk seneden beri Türkçe merhale merhale Türkleşiyor.
(Yahya
Kemal Beyatlı)
10. Bir kelimenin kendisinden sonra
gelen kelime veya kelime gruplarıyla yapı ve anlam bakımından bağlantısı
olmadığını göstermek ve anlam karışıklığını önlemek için kullanılır:
Bu, tek
gözlü, genç fakat ihtiyar görünen bir adamcağızdır.
(Halit Ziya Uşaklıgil)
Bu gece,
eğlenceleri içlerine sinmedi.
(Reşat
Nuri Güntekin)
11. Hitap için kullanılan
kelimelerden sonra konur:
Efendiler,
bilirsiniz ki hayat demek, mücadele, müsademe demektir.
(Mustafa
Kemal Atatürk)
Sayın
Başkan,
Sevgili
Kardeşim,
Değerli
Arkadaşım,
12. Sayıların yazılışında, kesirleri
ayırmak için konur: 38,6 (otuz sekiz tam, onda altı), 25,33 (yirmi beş tam,
yüzde otuz üç), 0,45 (sıfır tam, yüzde kırk beş).
13. Bibliyografik künyelerde yazar,
eser, basımevi vb. maddelerden sonra konur:
Falih
Rıfkı Atay, Tuna Kıyıları, Remzi Kitabevi, İstanbul,
1938.
Yazarın
soyadı önce yazılmışsa soyadından sonra da virgül konur:
Ergin,
Muharrem, Dede Korkut Kitabı, Ankara, 1958.
UYARI:
Metin içinde ve, veya, yahut bağlaçlarından önce de
sonra da virgül konmaz:
Nihat
sabaha kadar uyuyamadı ve şafak sökerken Faik'e bol teşekkürlerle dolu bir
kâğıt bırakarak iki gün evvelki cephe dönüşü kıyafeti ile sokağa
fırladı.
(Peyami Safa)
Ben
Atatürk'le üç veya iki defa karşılaştım.
(Burhan Felek)
Ya şevk
içinde harap ol ya aşk içinde gönül
Ya lale
açmalıdır göğsümüzde yahut gül!
(Yahya Kemal Beyatlı)
UYARI: Metin içinde tekrarlı
bağlaçlardan önce ve sonra virgül konmaz:
Hem gider
hem ağlar.
Ya bu
deveyi gütmeli ya bu diyardan gitmeli. (Atasözü)
Gerek
nesirde gerek nazımda yeni bir söyleyişe ulaşılmıştır.
Siz ister
inanın ister inanmayın, bir gün bile durmam.
Ne kız
verir ne dünürü küstürür.
UYARI: Cümlede pekiştirme ve bağlama
görevinde kullanılan da / de bağlacından sonra virgül konmaz:
İmlamız,
lisanımız düzelince lisanımız da kafamız düzelince düzelecek, çünkü o da ancak
onlar kadar bozuktur, fazla
değil!
(Yahya
Kemal Beyatlı)
UYARI: Metin içinde -ınca
/ -ince anlamında zarf-fiil görevinde kullanılan mı / mi ekinden sonra virgül
konmaz:
Ben aç
yattım mı kötü kötü rüyalar görürüm nedense.
(Orhan
Kemal )
Öyle
zekiler vardır, konuştular mı ağızlarından bal akıyor sanırsın.
(Attila İlhan)
UYARI: Şart ekinden sonra virgül
konmaz:
Tenha
köşelerde ağız ağıza konuşurken yanlarına biri
gelecek olursa hemen susuyorlardı.
(Reşat Nuri Güntekin)
Gör
gözlerinle de aklın yatarsa anlatıver millete.
(Tarık
Buğra)
UYARI: Metin içinde zarf-fiil ekleriyle
oluşturulmuş kelimelerden sonra virgül konmaz:
Cumaları
bahçede buluştukça kıza kendisinin adi bir mektep talebesi olmadığını anlatmaya
çalışıyordu.
(Halide Edip Adıvar)
Şimdiye
dek, ben kendimi bildim bileli kimse Değirmenoluk
köyünden kaçıp da başka köyde çobanlık, yanaşmalık etmedi.
(Yaşar
Kemal)
Meydanlığa
varmadan bir iki defa İsmail kendisini gördü mü diye kahveye baktı.
(Necati
Cumalı)
Ancak
yemekte bir karara varıp arkadaşına dikkatli dikkatli
bakarak
konuştu. (Samim
Kocagöz)