PARAGRAF SORULARI İÇİN ÖNEMLİ NOTLAR.
HATIRLATMALAR:
PARAGRAFLARDA ÇIKAN ANALMINI BİLMEDİĞİMİZ BAZI KELİMELER.
Aktüel: içinde yaşadığımız günlerle ilgili güncel.
Bilinç: şuur , insanın kendisini ve çevresini tanıma yeteneği.
Bilim: evrenin yada olayların bir bölümünü konu olarak seçen, deneysel yöntemlere ve gerçeklere dayanarak yasalar çıkarmaya çalışan düzenli bilgi.
Boyut: bir cismin herhangi bir yöndeki uzanımı. – nitelik, genişlik , kapsam.
Çağdaş: aynı çağda yaşayan. – bulunulan çağın anlayışına, şartlarına uygun olan.
Dağarcık: bilgi ( hafıza )
Demokrasi: halkın egemenliğine dayanan yönetim biçimi.
Demokratik: demokrasiye uygun olan.
Devinim: hareket.
Devşirmek: bir araya getirmek derlemek toplamak.
Duyarlık: hassasiyet.
Dram: açıklı olay.
Dramatik: açıklı.
Eleştiri: bir insanı, bir eseri, bir konuyu doğru ve yanlış yanlarını bulup göstermek amacıyla inceleme işi. ( Tenkit: bir edebiyat yada sanat eserini her yönüyle inceleyip açıklamak.
Eleştirel: eleştiri niteliği olan.
Endüstri: sanayi hammaddeleri işlemek, enerji, kaynaklarını ortaya çıkarmak için kullanılan yöntemlerin ve araçların tümü.
Estetik: sanat amacıyla ortaya çıkarma işinin genel yasalarıyla, sanatta ve hayatta güzelliğin kurumsal bilimi, güzel duyu. – güzellik duygusuna uygun olan.
Faktör: etken, etmen, etki yapan her şey.
Fantezi: sınırsız hayal. – değişik heves ve beğeni. – süslü ve türü değişik olan.
Fantastik: gerçekte olmayan. Tamamen hayali.
Görece: varlığı başka bir şeyin varlığına bağlı olan, kesin olmayıp kişiden kişiye , zamandan zamana, yerden yere değişebilen, izafi.
Göreli: bağıntılı.
Güdüm: yönetmek , idare. Bilginin ilenmesinde izlenen yol ve sürecin adı.
Güdümlü: güdülebilen, yönetilebilen.
Güncel: günün konusu olan şimdiki bu günkü.
Haz: hoşa giden duygulanım, etkilenme.
İçgüdü: bir canlı türünün bütün bireylerinde akıl ve düşünceden bağımsız olarak, doğuştan gelen her türlü eylem ve davranış.
İletişim: duygu , düşünce yada bilgilerin akla gelebilecek yolla başkalarına aktarılması, bildirme. Tv, radyo vb haberleşme.
İmge: zihinde tasarlanan ve gerçekleşmesi özlenen soy düş hayal imaj. – duyu organlarının algıladıkları nesnenin beyindeki görüntüsü. – bilinçte uyaran olmadan a oluşan nesne.
İmgesel: imge ile ilgili olan hayali.
İrdelemek: mütalaa etmek. Bir konunun incelenmesi ve eleştirilmesi gereken bütün yönlerini birer birer incelemek, tetkik etmek.
İşlev: bir nesne ya da kimsenin gördüğü iş; iş görmek yetisi. ( yapılan görev )
İzlenim: bir durum yada olayın duyular yoluyla insan üzerinde bıraktığı etki.
Kabare: çeşitli gösterilerin yapıldığı eğlence yeri. Meyhane.
Kanı: inanılan düşünce, kanaat.
Kavram: bir nesnenin zihindeki soyut ve genel tasarımı; mefhum. Nesnelerin ya da olayların ortak özelliklerini kapsayan ve bir ortak ad altında toplayan genel tasarım.
Kavramak: her yönünü anlamak, iyice anlamak, tam anlamak.
Kitle: insan topluluğu.
Kuram: uygulamalardan bağımsız olarak alınan soyut bilgi. – belirli bir konuda düşüncelerin görüşlerin hepsi. - Bir bilime temel olan kurallar yasalar bütünü. Teori , nazariye.
Kültür: tarihi ve sosyal gelişme süreci içinde meydana getirilen bütün maddi ve manevi değerler ile bunları ortaya çıkarmada, sonraki kuşaklara iletmede kullanılan, insanın doğal ve sosyal çevresine egemenliğinin ölçüsünü gösteren araçların tümü. – bir topluma ya da halk topluluğuna özgü düşünce ve sanat eserlerinin tümü. – muhakeme ( akla vurma ) beğeni ve eleştirme yeteneklerinin öğrenim ve yaşantılar yoluyla gelişmiş olması. – bireyin kazandığı bilgi.
Mistik: aklın erişemediği, açıklanamayan ya da çözülemeyen şeylere ait olma durumu.
Nesnel: gerçeğe varmak amacıyla, taraf tutmadan inceleme yapan , hüküm veren, objektif. Bireyin kişisel görüşlerinden bağımsız olan.
Nitelik: bir şeyin nasıl olduğunu belirten, onu başka şeylerden ayıran özellik vasıf. – bir şeyin iyi kötü oluşu kalite.
Orijinal: özgün. Alışılagelenden değişik, şaşırtıcı nitelikte olma durumu.
Özdeş: her türlü nitelik bakımından eşit olan, ayırt edilemeyecek kadar benzer olan aynı.
Özdeşleşmek: özdeş duruma geçmek.
Özgü: özellikler birine bir kişiye ait olan, has, mahsus.
Özgün: yalnız kendine özgü bir nitelik taşıyan. Nitelikleri bakımından benzerlerinden ayrı ve üstün olan. Çeviri olmayan asıl olan metin.
Öznel: nesnelerin gerçeğine değil bireyin düşünce ve duygularına dayanan. Sübjektif.
Ölçüt: bir yargıya varmak ya da değer biçmek için başvurulan ilke, kıstas.
Özveri: bir amaç uğruna ya da gerçekleştirilmesi istenen her hangi bir şey için kendi yararlarından vazgeçme. Fedakarlık.
Özümlemek: edinilmiş olan bilgileri bireyin öz malı durumuna getirmek.
Popüler: halkın beğenisine uygun , halk tarafından tutulan. Herkesin tanıdığı.
Realite: gerçek, gerçekçilik.
Salt: yalnız, tek, sırf. – içinde yabancı öğe bulunmayan. – arı.
Sanat: bir duygunun, tasarının ya da güzelliğin anlatımında kullanılan yönetimlerin tümü ya da bu anlatım sonucunda ortaya çıkan üstün yaratıcılık. – bir uygarlığın beğenilerini yansıtan anlatım. – bir şey yapmada gösterilen ustalık.
Saygın: saygı gören, sayılan , itibarlı.
Saygınlık: saygı görme durumu.
Sav: ileri sürülerek savunulan düşünce. İddia, tez.
Somut: gerçekliği algılanabilen , müşahhas.
Soyut: gerçekliği algılanamayıp, sadece varlığı hissedilen, mücerret.
Soyutlamak: bir düşünce duygu yada kişiyi içinde bulunduğu toplum duygu yada düşünceden ayrı tutmak.
Sentez: terkip. Parçaların bir araya getirilerek birleştirilmesi. Birleştirilmiş olan bütün.
Süreç: belirli bir düzen içerisinde devam eden, ilerleyen olay ya da eylemler dizisi.
Süreğen: ne kadar süreceği belli olmaksızın sürüp giden. Müzmin.
Teknoloji: bir sanayi dalı ile ilgili yapım yöntemlerini kullanılan araç ve gereçleri kapsayan bilgi.
Tem: tema, bir hitabede öğretici ya da edebi bir eserde işlenen konu , düşünce, görüş. – herhangi bir sanat eserinde işlenen konu.
Tutarlı: aralarında çelişme bulunmayan.
Tutku: irade yada arzuları aşan güçlü coşku, ihtiras.
Uzlaşmak: uyuşmak anlaşmaya varmak ayrılıkları gidermek.
Virtüöz: herhangi bir müzik aracını büyük ustalıkla çalabilen kişi.
Yargı: kavrama, karşılaştırma, değerlendirme gibi yollarla kişi durum ve nesnelerin eleştirici bir şekilde değerlendirilmesi. Hüküm.
Yaratı: özel bir yetenekten yararlanılarak ortaya konulan şey.
Yazın: olay, düşünce ve duyguların dil aracılığıyla biçimlendirilmesi.
Yeti: insanda bulunan bir şeyi yapabilme gücü. Meleke.
Yetkin: gerekli olgunluğa erişmiş. Ermiş , kamil.
Yoksun: belirli bir şeyden kendisinde olmayan.
Yorum: bir yazının ya da bir sözün anlaşılması güç yönlerini açıklayarak aydınlığa kavuşturma.
Zanaat: insanların ihtiyaçlarını karşılamak için yapılan öğrenimle birlikte beceri , deneyim ve ustalık gerektiren iş. El ustalığı isteyen işler.