PARAGRAFIN ANLAM YÖNÜ.

 

Bu bölümde özellikle konu, ana düşünce, başlık, parçadan çıkarılıp çıkarılamayacaklar, duyu ile ilgili ayrıntılar ve duygular yer almaktadır.

 

KONU:

Konu bir paragrafta ele alınan düşünce, olay ya da durumdur. Paragraftaki düşünceler konu üzerinde dolaşup durur

 

Örnek:

Kitle iletişim araçları, kitleleri bilinçlendirmek ya da onları, hızla değişen dünyanın temposundan kaynaklanan rahatsızlıklardan kurtarmak için, hoşça vakit geçirtmekten, sistematiği belirlenmemiş akımların içine sürüklenmeye kadar bir çok amaca hizmet etmeye başladı.

Konusu: Kitle iletişim araçlarının bir çok alanda kullanıldığı anlatılmaktadır.

Her insanın bir olaya bir duruma ya da düşünceye bakış açısı çok farklıdır. Bir kaza olduğunu düşünelim bu kazayı görenlerin bir kısmı şoförü bir kısmı araba firmasını bazıları arabanın çarptığı kişiyi suçlayabilir. Bu bize göstermektedir ki bir olay farklı yönlerden ele alınıp farklı sonuçlar çıkarılabilir. Çok geniş kapsamlı konular bir noktadan ele alındığında sınırlandırılmış olurlar bu nedenle de konuların sınırlandırılması önemlidir. Örneğin Türkiye’nin geri kalmışlığının sebebi nedir? dediğimizde bir çok sebep gösterebiliriz ; fakat böyle bir konuyu eğitim eksikliği nedeniyle böyledir diyerek sınırlandırabiliriz.

Örnek:

 

Ben nice güzel öyküyü uzunlukları nedeniyle bölüm bölüm okumak zorunda kalmışımdır. Bu yüzden ilk okuyuşta tadına varamadan geçiştirmiş, ancak ikinci okuyuşta onları kavrayabilmişimdir. Öykü öyle bir türdür ki onu roman gibi bırakıp okuyamazsınız. Bir müzik parçasını yarıda kestiğinizde ya da bölük pölçük dinlediğinizde nasıl tadı, bütünlüğü bozulursa öyküde öyledir. Bu yüzdende öyküde uzunluğa ve gerilime çop önem veririm.

 

Bir yazarın sıkıntılarını ne bilir okuyucu! Siz yıllarca romanın sıkıntısını çekmişsinizdir , o ise bu çileyi bilmez. Okuduklarına hoşlandım ya da hoşlanmadım ölçüsü ile bakar. Hatta bu ölçünün neye dayandığını, nereden kaynaklandığını bile bilmez. O ancak, bir romanda yüreğindeki duyguyu, kafasındaki düşü, kısaca iç dünyasını bulmak ister.

 

Bu iki paragrafta dikkat edersek birincisi okuyucunun düşünce ve duygularını, ikinci paragraf ise yazarın duygu ve düşüncelerini anlatmaktadır. İki gurubun esere bakış açısı bir birinden çok farklıdır.

 

ANA DÜŞÜNCE:

( Temel düşünce, vurgulanmak istenen düşünce, paragraftan çıkarılacak en kapsamlı yargı, asıl söylenmek istenen, parçada söylenmek isteneni en iyi özetleyen cümle, asıl anlatılmak isteneni içeren yargı. )

Her paragrafın bir yazılış amacı vardır. Yazar bir olay durum yada hikaye anlatsa da bunları anlatışının bir nedeni vardır. O nedenler ise yazarların okuyucuya iletmeye çalıştığı mesajlardır.

Yazarın insanları üzerinde düşünmeye sevk etmeye çalıştığı veya insanlara anlatmaya çalıştığı bu mesaja parçalarda ana düşünce denir. Ana düşünce bir paragrafın özüdür. Ana düşünceyi bir duvar olarak düşüne biliriz tuğlalar ise bu ana düşünceyi destekleyen onu oluşturan yapılardır. Yardımcı düşünceler hiçbir zaman tek başına ana düşünceyi yansıtamaz.

Bir parçada ana düşünce bazen giriş, bazen gelişme  bazen de sonuç bölümünde bir cümle halinde bulunabilir. Parçanın bütünü düşünüldüğünde ortaya çıkacak olan bir düşüncenin ifadesidir.

( şiirde ana düşünceye ana tema denir.)

Özellikleri:

1-     Kesin bir yargı cümlesidir.

2-    Genel bir düşünüşün ifadesidir.

3-    Paragraftaki en genel kapsamlı düşüncedir.

4-    Paragrafla ilgili diğer bütün düşünceleri içine alır.

5-    Bir paragrafta anlatılanları bir tek cümlede söylersek bu o paragrafın ana düşüncesi olur.

 

Ana düşünceyle ilgili sorular çözülürken şunlara dikkat etmeliyiz.

1- Ana fikir paragrafın tamamını içerir.

2- Bazı paragraflarda ana düşünce ilk cümlede veya son cümlede verilir fakat ilk ve son cümlede verilmeyen ana düşünceleri parçanın tamamını göz önünde bulundurarak bulmalıyız.

3- Ana fikrin sorulduğu soruları diğer paragraf sorularına göre biraz daha yavaş ve dikkat ederek okumalıyız.

4- Ana düşüncede kendi düşüncelerimizi değil, parçada verilmek istenen düşünceleri dikkate almalıyız.

5- Ana fikir bulunurken yazar bu yazıyı niye yazmış, yazarın vermek istediği mesaj nedir sorularını kendimize sorabiliriz.

 

Örnek:

 

Onun yaşama bakışına, yaşamı algılayışına hayranım. Merdivenleri çıkarken otuz yaşının çevikliğini taşıyan bu yetmiş beş yaşındaki kadın, seksen bir yaşındaki eşiyle, saatler süren orman yürüyüşlerine çıkar, şarkı söyler, bahçede top oynar. Geçen yıl eşinin sekseninci doğum günü adeta tantana ile kutlanırken ne dese beğenirsiniz? “ bende doğumumun sekseninci yıl dönümünde aynı şeyleri isterim?

 

 

Yayın evleri, sanat dergileri, tanınmış şairlerin her yazdığı şiiri yayınlamakla şiir sanatımıza iyilik etmiyorlar.ünlü şairlerin yazdığı her şiir güzeldir anlayışı doğru bir anlayış değildir. Okurlar şiir severler böyle şiirlerle aldatılmamalıdır.

 

Yardımcı düşünce: Bir parçada, ana düşünceyi destekleyici, ana düşünceye ulaşmayı sağlayan paragraf bölümleridir. Genelde her bir cümle bir yardımcı düşünceyi meydana getirir. Yardımcı düşünceler ana düşünceyle uyum içerisinde olmalıdır.

( Parçadan çıkarılacak veya çıkarılamayacak düşünceler yardımcı düşüncelerden çıkarılır. )

 

Örnek:

Birini anlamak istiyorsak ilkin ona hoşgörüyle yaklaşmalı, sonra da onun düşüncesine temel olan birikimlere eğilmeliyiz. Bunun için de işin kolayına kaçmamalıyız. Kişiler için böyle olduğu gibi olaylar, durumlar, nesneler için de böle davranmalı, onları evrendeki her şeyi hayranlıkla seyretmesini bilmeliyiz. Değerliyi, yüceyi ayırmanın bir yoludur bu. Sonra Değerli ve yüce şeyler karşısında eğilmenin, insanları birbirine yaklaştırdığını da unutmamalıyız.

 

Ana düşünce: Olayları ve insanları değerlendirirken onların iç dünyasını görmeye çalışmalıyız.

 

Yardımcı düşünceler:

1-     Birini anlamak istiyorsak ilkin ona hoşgörüyle yaklaşmalı, sonra da onun düşüncesine temel olan birikimlere eğilmeliyiz. Bunun için de işin kolayına kaçmamalıyız

2-    Kişiler için böyle olduğu gibi olaylar, durumlar, nesneler için de böle davranmalı, onları evrendeki her şeyi hayranlıkla seyretmesini bilmeliyiz. Değerliyi, yüceyi ayırmanın bir yoludur bu.

3-    Sonra Değerli ve yüce şeyler karşısında eğilmenin, insanları birbirine yaklaştırdığını da unutmamalıyız.

 

Okumanın  kişiye, konuşmada ve yazmada başarılı olamaya hazırlanırken pek çok yararı vardır: bilgi, duygu ve düşünce dünyamız okumakla zenginleşir. Dil ve anlatım gücümüz okumakla güçlenir. Belirli bir beğeniye ulaşmamız, basma kalıplıktan kurtulmamız okumakla mümkündür. İyi bir insan olmak; yöremizi, geçmişimizi, dünyamızı tanımak, anlamak, değerlendirmek okumakla olur.

 

BAŞLIK:

Bir iki en çok üç kelimeden oluşur. İlgi çekici ve çarpıcı olmalıdır okunduğunda insanı düşündürmelidir. Konu hakkında bilgi verir. Ana düşünceyi çağrıştırır. Paragrafın bütünü okunduğunda daha iyi anlaşılır. Başlık bulunduğunda ana düşüncenin ana düşünce bulunduğunda başlığın bulunması daha kolaydır.

 

Örnek:

ŞİİR VE SÖZCÜKLER

Şiire her zaman sözcükten gidildi. Rastgele bir duygu veya düşüncenin anlatımında bile yerini yadırgayan bir sözcüğü karanlık, gelirsiz diye çizer  daha uygun düşenini ararız. Bu böyle olunca yazının en yüce  doruğu olan şiirde sözcüğün kralçiçeği olması gerekir.

 

 

ANA DUYGU:

Bir eserde ağırlıklı olarak dile getirilen işlenen duygudur. Ana duygu bir yada iki kelimelik bir sözdür. Bir yargı bildirmez. Ana duygu bir eserde (şiir) genellikle aşk, özlem, ölüm, doğa sevgisi, yalnızlık, korku, hasret vb duygulardır.

 

 

Örnek:

 

Dün fena sıkıldım akşama kadar;

İki paket cigara bana mısın demedi;

Yazı yazacak oldum, sarmadı;

Keman çaldım ömrümde ilk defa;

Dolaştım;

Tavla oynayanları seyrettim,

Bir şarkıyı başka makamla söyledim;

Sinek tuttum, bir kibrit kutusu;

Allah kahretsin, en sonunda,

Kalktım, buraya geldim.

(Orhan VELİ)

 

Şiirin konusu: canı sıkılan bir insanın davranışları.

Ana duygu: can sıkıntısı.

 

 

DUYU VE DUYGU

 

Duyu: insanın koklama , dokunma, duyma , görme , tatma işine yanı dış dünyayı fiziki olarak algılamamızı sağlayan yapıların işlevine denir.

 

Örnek:

Kokuşmuş bir körfez, körfezin içinde birkaç kayık,  ötüşerek karnını doyurmaya çalışan martılar, denizi, dağları, büyük bir tehlikeye atan insanlar, tüm bunlar beni bir hayli düşündürdü. Ne oluyor bize? Yoksa yarın yolcu muyuz? Buraları başkalarına mı satıyoruz? Diye acı acı düşündüm.

 

Kokuşmuş : koku duyusu

Körfezin içinde birkaç kayık: görme duyusu

Ötüşerek: işitme duyusu.

 

Duygu: fiziki olarak algılanan varlıkların dışında kalan insanların hissettikleri ve hissettikleri şekliyle tanımladıkları içten yelen hislerdir. ( sitem, korku, aşk, sevgi, merak , endişe, hasret, sevgi vb.

 

Doğduğum köyde bir sokak vardı, Adı üstünde: Telgraf Sokağı. Hem güzel, hem şirindi, hem dardı. O kadar kardı ki orda birbirine dokunur komşu evlerin saçağı. Aradım, nerde Telgraf Sokağı?

 

Parçada anlatılan duygu eski yaşanan sokağa hasrettir.