KELİMELERİN CÜMLE İÇİNDE KAZANMIŞ OLDUKLARI ANLAMLAR

 

1 … GERÇEK ANLAM  ( SÖZCÜK ANLAM )

2 … MECAZ ANLAM (CÜMLE İÇERİSİNDE KAZANILAN ANLAM

3 … TERİM ANLAM ( ÖZEL KAZANILAN ANLAM)

 

ÇOK ANLAMLILIK:

Her sözcük temelde belli bir nesneyi, kavramı ya da durumu karşılamak için doğarlar. Ancak toplumsal değişmeler, yeni nesne ve kavramlar yeni adlandırmaları gerektirdiğinden zamanla bir sözcük çok farklı anlamlara gelebilir. Buna çok anlamlılık denmektedir.

Örneğin; “bağlamak”  sözcüğü ilk anlamıyla bir nesneyi ip veya benzeri maddelerle bağlı duruma getirmektir. Aynı kelime “Bu karar beni bağlamaz.” Cümlesinde kararın geçersiz olduğu, “Bizim ilçeyi yeni bir ile bağlamışlar.” Cümlesinde ilçenin başka bir ilden yönetileceği anlamında kullanılmıştır.

 

Çok anlamlılık LGS , ÖSS ve diğer  sınavlarında mecaz anlam olarak değerlendirilir.

 

 

1. GERÇEK ANLAM ( TEMEL ANLAM )

Kelimelerin taşıdıkları ilk ve genel anlama gerçek anlam denir. Kelimelerin sözlükteki ilk anlamıdır. Kelimenin gerçek anlamı, herkesçe bilinen yaygın anlamıdır. Buna "temel anlam" da denir.  

Meselâ, “ağız” dendiğinde akla ilk gelen, organ adıdır.

 

Soğuktan su boruları patlamış.

Ayağında eski bir spor ayakkabı var.

Biraz sonra toprak bir yola girdik.

Kanadı kırık bir martı gördüm.

Soğuk sudan boğazı şişmişti.

Yataktan kalkarken başımı duvara çarptım. 

Dün gece erken yattım.

Sıcak çorbayı içince rahatladım.

Dolaptan temiz elbiselerini çıkardı.

Ahmet’in burnu iyi koku alır.

Ağzında yaralar oluşmuştu.

Elini hırsla masaya vurdu.

İri hantal gövdesini zorlukla sürüklüyor gibiydi.

Gölün kıyılarını yapraksız, bodur ağaçlar kuşatmıştı.

2. MECAZ ANLAM (CÜMLE İÇERİSİNDE KAZANILAN ANLAM)

Bir sözcüğün gerçek anlamından uzaklaşarak kazandığı yeni anlama mecaz anlam denir. Başka bir deyişle bir kelimenin, gerçek anlamı dışında, başka bir anlama gelecek şekilde kullanılması sonucu ortaya çıkan anlamdır. Bu kullanımda anlatımı renklendirmek ve kuvvetlendirmek esastır.

“Burun” kelimesi gerçek anlamda vücudun bir organıdır. “ Bu günlerde burnu büyüdü.” Cümlesinde burun kelimesi kendini büyük diğer insanları küçük görmek manasında kullanılarak mecaz olmuştur.

 

Bu konuyu bir daha açmayacağım.

İşsizlik sorunu hükümeti terletecek.

Derdim çoktur, hangisine yanayım.

Doktora boş gözlerle bakıyordu.

Bu şarkıya bayılıyorum.

Tatlı sözlerle babasının gönlünü aldı.

Yakında savaş patlayacak.

Hepimiz onun hafif biri olduğunu biliyorduk.

İnce işlere aklım pek ermiyor.

Kitapları taşırken kolum koptu.

İlk damlalardan sonra yağmur birden coştu.

Bu söze gençlerden biri ince bir karşılık verdi.

Onun pişkinliğine bir anlam veremedik.

Cesaretinin kırılmasına sen sebep oldun.

Engellemek için işime konan taşın hesabı yok.

 

Eş sesli kelimelerde her bir anlam gerçek anlamdır; bu nedenle eş sesli kelimelere mecaz anlamlıdır denemez.                                                                                   

 Yüz= 100 . insan yüzü . yüz (mek)     sağ= yön . canlı olmak . sağ (mak)

 

 

Mecaz anlamlar, benzetme ve ilgi yollarıyla da yapılır.

Benzetme yoluyla yapılanlardan biri deyim aktarması ( istiare , eğretileme ). Değim aktarması açık ve kapalı olmak üzere ikiye ayrılır. Edebiyat dersinde söz sanatları arasında incelenir.

“Kurban olam, kurban olam

Beşikte yatan kuzuya”               (açık istiare)

Kuzu kelimesi mecaz anlamdır. Bebek kuzuya benzetilmiştir.

“Tekerlekler yollara bir şeyler anlatıyor.”   (kapalı istiare)

tekerleklerin çıkardığı sesler insana benzetme yoluyla yolla konuşuyormuş gibi gösterilmiştir.

 

İlgi yoluyla yapılanlara ad aktarması denir. (mecazı mürsel)

Benzetme amacı güdülmeden bir kelimenin bir başka kelime yerine kullanılmasıdır.

Ad aktarmasında benzetme amacı olmaz. İç-dış, parça-bütün, neden-sonuç, sanatçı-yapıt, yer-insan, yer-olay gibi ilgiler vardır. Aşağıdaki cümleler ad aktarmasına örnektir. (ad aktarması ayrıca mecaz-ı mürsel adıyla söz sanatlarında da işlenir.)

 

Dalgalan sen de şafaklar gibi ey nazlı hilâl (bayrak)

Başını (saç)  kestir demedim mi?

Bereket (yağmur) yağıyor; çiftçinin yüzü gülecek.

Ayağını (ayakkabı) çıkarmadan girebilirsin.

Bu olaylara Ankara (meclis) sessiz kalıyor.

Orhan Veli’yi  ( Orhan velinin kitapları) okur musun?

Çocuk eli uzun biri, cüzdanımı almış.

Burası çok ayak altı, şurada duralım.

 

Deyimlerde mecaz anlam olarak değerlendirilir. Bir bölüm değimler ise gerçek anlamında olabilir.

Her gördüğüne dudak büküyordu.

Senin yaptığın pire için yorgan yakmak.

İki genç adam boğaz boğaza geldi.

Olur olmaz konularla baş ağrıtmayı seversin.

Bu şekilde anlatırsanız aklı yatar.

Matematiği aklım almıyor.

Çocuk ağzı açık beni dinliyordu.

Öğrenciler, beni can kulağı ile dinliyordu.

Hiçbir işte dikiş tutturamamıştı.

Bizimkinin iyice çenesi düştü.

Göze girmek için her şeyi yapıyor.

İşin ağırlığı gözümüzü korkutmuştu.

Bu soruya kafa yormanı istemiştim.

 

3. TERİM ANLAM

Bir bilim, sanat ya da meslek dalıyla ilgili bir kavramı karşılayan kelimelere terim denir. Terimlerin anlamları dar ve sınırlıdır.

 

Örnek: "Ekvator" kelimesi tek bir anlama gelir ve tek bir nesneyi karşılar.

Örnek: kök, mısra, muson, kare, denklem, pi sayısı, hücre, bileşke, özne, kafiye, meridyen, ova, es, nota, portre, sülfe, aktör…

 

Terimler halkın söz varlığında yer almaz, ama halk ağzında kullanılıp da sonradan terim özelliği kazanmış kelimeler vardır.

Örnek: "Budala" kelimesi halkın söz varlığında aptal, anlayışsız, sersem anlamlarıyla kullanılır, fakat bu kelime psikolojide belli bir zeka seviyesine sahip anlamında kullanıldığında terimdir.

Terimler, genellikle gerçek anlamıyla kullanılan sözlerdir. Terimlerin, mecaz anlamı, deyim anlamı yoktur.

 

Boğaz’ı geçip Karadeniz’e ulaştık.

Ayağı olmayan göllerde tuz oranı yüksek olur.

Ağacın kökleri çok derinde.

Üçgenin iç açıları toplamı 180’dir.

Bu gün derste deney yaptık.

Şiirin kafiyelerini bulamayınca öğretmen bize çok kızdı.